1.1 Creative Commons’ın öyküsü
Bir dizi telif hakkı lisansının nasıl olup da küresel bir hareket başlattığını anlamak için Creative Commons’ın kökeni hakkında biraz bilgi gerekiyor.

Öğrenim çıktıları

Bu bölümü tamamladığınızda;
  • Creative Commons’ın neden kurulduğunu başkalarına anlatabilir,
  • Creative Commons’ın kuruluşunda telif hakkı yasasının oynadığı rolü tanımlayabilirsiniz.

Neden önemli?

Creative Commons’ı kurmanın hukuki ve kültürel nedenleri nelerdi? CC neden küresel bir harekete dönüştü?
CC’nin kurucuları, teknolojinin sunduğu olanaklarla telif hakkının getirdiği kısıtlamalar arasındaki uyumsuzluğu saptadı ve eserlerini paylaşmak isteyen yaratıcılara alternatif bir yaklaşım sundu. Günümüzde bu yaklaşım dünya genelinde milyonlarca kişi tarafından kullanılmaktadır.

Sizin için neden önemli?

Creative Commons’u ilk defa ne zaman fark ettiniz? CC’yi hayatında duymamış birine nasıl açıklayacağınızı düşünün. Bu kuruluşu tam olarak anlamak için tarihçesini biraz bilmek faydalı olacaktır.

Temel bilgiler

Creative Commons’ın öyküsü telif hakkıyla başlıyor. Bu kursta telif hakkına ilişkin pek çok bilgi edineceksiniz. Şimdilik telif hakkının insanların yaratıcı ürünlerinin, örneğin kitapların, akademik araştırmaların, müziğin ve sanatın kullanılış şekillerini düzenleyen bir yasa alanı olduğunu bilmeniz yeterlidir. Telif hakkı, bir eserin yaratıcısına bir dizi münhasır hak vermektedir, böylece yaratıcı eserini başkalarının kopya etmesini ve uyarlamasını belirli bir süre önleyebilmektedir. Başka bir deyişle, telif hakkı yasaları, eseri kimin kopya edebileceğini ve kiminle paylaşabileceğini sıkı şekilde düzenlemektedir.
Internet tümü telif haklı eserlere daha önce görülmemiş bir ölçekte erişme, paylaşma ve işbirliği fırsatı sunmaktadır. Dijital teknolojinin sunduğu paylaşım olanakları, dünya genelinde geçerli telif haklarının paylaşmaya getirdiği kısıtlamalarla çatışmaktadır.
Creative Commons, yaratıcının dijital eserleri dünya genelinde paylaşma olanağı ile telif hakkı yasaları arasındaki gerginliği çözmek için kuruldu. Öyküsü Amerika Birleşik Devletleri’nde çıkarılan bir yasayla başladı. Sonny Bono Telif Hakkı Süre Uzatma Yasası (CTEA) adı verilen bu yasa 1998’de çıkarıldı. Bu yasa, Amerika Birleşik Devletleri’nde tüm eserlerin, hatta önceden yayınlanmış eserlerin bile telif hakkı süresini 20 yıl uzattı, sonuçta toplam süre yaratıcının ömrü artı 70 yıl oldu. (Bu uzatım, ABD’de telif hakkı süresini diğer bazı ülkelerde geçerli süreyle eşitledi, fakat pek çok başka ülkenin yasalarına göre bu süre yaratıcının ölümünden sonra 50 yıldır).
İlginç gerçek: CTEA’ya halk arasında Mickey Mouse Koruma Yasası adı verildi, çünkü ilk Mickey Mouse çizgi filmi olan Steamboat Willie’nin kamu malı olmasından hemen önce çıkarıldı.
“Larry Lessig #ccsummit2011’de konuşma yaparken” Fotoğraf: DTKindler CC 2.0 Yerelleştirilmemiş lisans
Stanford Üniversitesi’nden Hukuk Profesörü Lawrence Lessig, söz konusu yeni yasanın Anayasaya aykırı olduğu görüşündeydi. “Telif hakkı” süresi yıllar boyunca pek çok kere uzatılmıştı. Telif hakkı süresi önemlidir, çünkü bir eserin ne zaman kamu malı olacağını, yani ne zaman herkesin bir eseri izin alması gerekmeksizin her türlü amaçla kullanabileceğini belirler. Telif hakkı sistemindeki denklemin en önemli unsurlarından biridir. Tüm yaratıcılıklar ve bilgiler, daha önce birikenlere dayalıdır, bu nedenle telif hakkı süresinin sonu, telif haklı eserlerin nihayetinde kamu olmasını, böylece bilgi ve yaratıcılık havuzuna katılmasını ve herkesin o havuzdan yararlanarak yeni eserler yaratabilmesini sağlar.
Bu yeni yasa, telif hakkının ABD Anayasasında tanımlanan amacına, yani yazarlara eserleri üzerinde sınırlı tekel hakkı vererek onları eserlerini paylaşmaya teşvik etme amacına da ters düşüyordu. Bu yasa nasıl olur da zaten mevcut bir eserin yaratılmasını daha fazla teşvik edebilirdi?
Prof. Lessig, kamu malına dönüşen eserleri halka sunma faaliyeti gösteren bir web sitesinin sahibi olan Eric Eldred’i temsil ediyordu. İkisi dava açarak bu yeni yasanın Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürdüler. Eldred–Ashcroft Davası adı verilen bu dava, sonuçta ABD Yüksek Mahkemesine kadar gitti. Eldred davayı kaybetti.

Karşınızda Creative Commons

Lessig ve arkadaşları, Eldred’in daha çok sayıda yaratıcı eserin İnternet’te paylaşılması amacından esinlenerek ve içerik yaratan, karıştıran ve paylaşan blogger sayısının artmasını dikkate alarak bir fikir geliştirdi. Creative Commons adını verdikleri bir kâr amacı gütmeyen örgüt kurdular ve 2002’de Creative Commons lisanslarını; yani yaratıcılara bir yanda telif haklarını elinde tutarken, öte yanda eserlerini varsayılan “tüm hakları saklıdır” kuralına kıyasla daha esnek koşullarda paylaşma olanağı veren bir dizi özgür lisans yayınladılar. Telif hakkı otomatiktir, eser sahibi istese de istemese de doğar. Bazı kişiler tüm haklarını saklı tutmak ister, bazı kişiler ise eserlerini kamu ile daha özgürce paylaşmak ister. CC lisanslarının amacı, eserlerin telif hakkı yasasıyla uyumlu şekilde paylaşmak isteyen yaratıcılar için kolay bir yol oluşturmaktı.
Creative Commons lisansları, başlangıçtan itibaren dünya genelinde eser yaratıcılarının kullanımı için tasarlandı. CC’nin kurucuları, başlangıçta ABD’de yürürlükte olan telif hakkı yasasının bir bölümüne itiraz etmek için yola çıktı, fakat dünya genelinde yürürlükte olan aynı düzeyde kısıtlayıcı telif hakkı yasaları, paylaştığımız kültür ve kolektif bilginin kullanımını sınırlandırıyordu. Öte yandan dijital teknolojiler ve İnternet insanların kültür ve bilgi üretimine katkıda bulunması için yeni yollar açıyordu.
Creative Commons’ın dayalı olduğu vizyonu öğrenmek için bu kısa videoyu seyredebilirsiniz: A Shared Culture.
Creative Commons’ın kurulmasından bu yana insanların paylaşım yöntemleri ve İnternet’in işleyişinde çok şey değişti. Dünya genelinde pek çok ülkede yaratıcı eserler üzerindeki kısıtlamalar arttı. Ancak paylaşma ve karıştırma (remix), İnternet’te standarttır. Çok beğendiğiniz video derlemenizi ya da bir arkadaşınızın sosyal medyaya koyduğu fotoğrafları düşünün. Bazı durumlarda bu tür paylaşma ve karıştırma, telif hakkı yasasını ihlal etmektedir ve bazı durumlarda sosyal medya ağları bu tür eserlerin web üzerinde başka bir yerde paylaşılmasına izin vermemektedir.
Ders kitabı yayıncılığı, akademik araştırmalar ve belgesel filmler alanlarında ve pek çok diğer alanda kısıtlayıcı telif hakkı kuralları, yaratıcılığı, erişimi ve karıştırmayı kısıtlamaya devam etmektedir. Günümüzde 9 milyon web sitesinde, 1.6 milyar eser Creative Commons lisansları ile lisanslanmıştır. 15 yıl önce başlayan bu büyük deney, başarılı oldu, üstelik CC’nin kurucularının aklına bile gelmeyen bazı alanlarda da başarı kazandı.
Geçmişte başka açık telif hakkı lisansları da geliştirilmiştir, fakat Creative Commons lisanslarını güncel ve kullanması ücretsiz oldukları, devletler, kurumlar ve bireyler tarafından açık telif hakkı lisansları için küresel standart kabul edildikleri için tavsiye ediyoruz.
Bir sonraki bölümde günümüzdeki Creative Commons hakkında bilgiler edineceksiniz: lisanslar, organizasyon ve hareket.

Son notlar

Teknoloji, elektronik ortamda içeriklerin aynı anda milyonlarca kişi tarafından tüketilmesini, hızlı ve kolay şekilde kopyalanmasını, paylaşılmasını ve karıştırılmasını mümkün kılıyor. Fakat telif hakkı yasaları bu olanaklardan yararlanma yetimizi sınırlıyor. Creative Commons, İnternet’in tüm potansiyelinin farkına varmamıza yardım etmek için kuruldu.
Last modified 2mo ago